donduakgun
2 Takipçi | 8 Takip
07 02 2015

İnsan Düşüncelerinden İbarettir

          Düşün; ama sevgilini değil, akşam ne yemeği yapacağım diye değil, hangi diziyi izleyeceğim, nereye gezmeye gitsem diye değil. Yaratılış gayeni düşün. Nereden gelip nereye gittiğini düşün. Zamana uyup boş geçirme ömrünü. Bir gayen olsun. Önce kendine sonra insanlara faydalı olabilecek düşünceler olsun zihninde. “Amaç ve umut yok oldu mu, bunalım bir canavar haline getirir insanı.” der Dostoyevski.

       Öldüğüm anı hayal ediyorum, hep pişmanlıklar olacak. Dünya hayatının ne kadar boş olduğunu, elimde kayda değer bir şeyin olmadığını göreceğim. Dünya kısacık bir yolculuk ebedi uzun yolculuğa ne kadar hazırlık yapıyoruz. Yapmak isteyip de ömrünün yetmemesi, tıpkı bütün soruları bilip de süresi yetmeyen öğrencinin başarısız olması gibi. Ama Allah kanaat notu olarak niyeti de hesaba katıyor.

      İnandığın yoldan gidip de amacını gerçekleştiremiyorsan kaybedenlerden olmazsın, vazgeçendir kaybeden. Chris Gardner’in hayatı çok etkilemiştir beni. Hayatı ‘Umudunu kaybetme’ ismi ile film yapılmıştır. İşsiz kalmıştır, karısı zorluklara dayanamayıp oğlunu ve eşini terk eder. Oğluna bakmakla yükümlü olan Chris evsiz de kalır. Bir kursa katılır ama binlerce kursiyerin içinde bir kişi işe alınacaktır. Pes etmeyip çalışır ve işe alınır. Şimdi çok zengin biridir. Chris Gardner oğluna şöyle nasihatte bulunur. “Birinin sana bir şeyi yapamazsın demesine izin verme. Bir hayalin varsa onu koruman gerek. İnsanlar bir şeyi yapamaz ve seninde yapamayacağını söylerler. Bir şey yapmak istiyorsan onu gidip zorla yap.”

       Ulaşılmayan her zaman cazip gelir. Aslında ulaşılmaz diye bir şey yoktur, zirveye bir kişi ulaşır diğerleri geri de kalır. O bir kişi de sen olabilirsin. Amacının peşinden giderken bazı engellerle karşılaşabilir. Mesela bir yol ayrımı. Hangisinden gitmen konusunda bir fikrin yoktur. Yolun biri dikenlerle doludur. Diğeri ise temiz, düz bir yol. Kim olsa düz yolu tercih eder. Diğerleri neden zirveye ulaşamamıştır biliyor musun? Her şeyin kolayına kaçarlar ve biranda yükselmek isterler. Dikenli yol diye geçme ucunda güller vardır, düz yol diye aldanma uçurumu göremezsin. 

        Düşün, muhakeme et; adım adım çık merdivenleri. Kolay kazanılan kazançtan hayır gelmez, kolay kazanıldığı gibi kolay kaybedilir.

        İnsan düşüncelerinden ibarettir. “ Düşünmek kolay iş değildir. Bu nedenle çok az kişi düşünür” demiş Henry Ford. Zihnimizde gün içerisinde o kadar düşünce vuku buluyor ki karmakarışık bir hal içerisinde. Sana fayda olanları da faydasız olanları da var. Boşalt zihnini. Seni yoran, imanen ilerlemeni engelleyen düşüncelerden sıyrıl. Ne demiş Seyfettin Bulut: “Beyaz beyaz düşünmeyenler, kara kara düşünmek zorunda kalır.”

       İnsan hamura benzer, yoğurdukça kıvama gelir, isteğin şekli alır. Oku! Kitaplarla yoğrul. Nasıl yeterinden fazla un katarsan hamura katılaşırsa, su kattığında cıvıklaşırsa sana fayda verecek kitaplarla yoğrulmazsan da karakterini şekillendiremezsin.

       Ahir zamanda teknoloji ilerledikçe zihnimizi meşgul edecek bir sürü yeni şeyler çıkıyor. Faydası olduğu gibi zararı da çoktur. Mesela cep telefonları artık el telefonları haline geldi. Sokakta olsun, misafirlikte olsun herkesin elinde bir cep telefonu, hatta küçücük çocukların elinde. Bizi düşünmekten alıkoyuyor. Düşünmeyen toplum kaybetmeye mahkûmdur. Her elde bir telefon olacağına bir kitap olsa şimdi bulunduğumuz konumdan çok ilerde oluruz.

        Herkes yeni nesilden ümitliyken ben endişeleniyorum. Bakıyorum sosyal medyaya küçücük çocuklar sevgiliden, aşktan meşkten bahsediyor, tek dertleri bu olmuş. Nerde on iki yaşında İstanbul’u fetheden padişah, nerde şimdi ki gençlik. Çünkü okumak, araştırmak bir şeyler başarmak aşılanmıyor gençlere maalesef. Üzülerek söylüyorum ki bir eğitimci hem de ortaokul öğretmeni, içki masasında rakılarla fotoğrafını paylaşıyor. Senin öğrencilerin daha küçücük hayata yeni atılıyor. Demezler mi öğretmenimiz alkol alıyor biz niye almayalım diye. Çocuklar önce anne babasını sonra da öğretmenlerini örnek alırlar. İnsanın karakteri çocukken şekillenir. Nasıl çocuklar anne babasından şiddet görüyor da ilerde de şiddet uyguluyorlarsa, öğretmeninden gördüğünü de uygularlar.

        Malcolm X’in kadınlara verdiği öğütleri sizinle paylaşmak istiyorum: “İşin biter bitmez televizyon izlemeye başlama, işin bittiği zaman, düşüncelerini inşa edecek bir şey bul. Bir saat kitap oku, komik kitaplar okuyun demiyorum okuduğun şeyler neler cereyan ettiğini fark etmene vesile olsun. Böylelikle bir konuşmaya müdahil olduğunuzda aklı başında cümleler kurabilirsiniz. Kocanız eve geldiğinde konuştuğun şeyler hem onun fikir dünyasını hem de seninkini beslesin, derslerine çalış ve onlar hakkında konuş! Kocan oturup bir şeyler okuyor, çalışıyor ve sen bundan çok uzaksın. Senin yanında ciddi bir şeye çalışıyor olabilir, sen ise onun seni ihmal ettiğini düşünüyorsun! Ama o kitabı bırakırsa oturup birlikte televizyon izleyeceksiniz, ve bu sizi mutlu edecek değil mi? Neden eşinin seninle televizyon izleyebileceği gibi oturup birlikte okumayı düşünmüyorsun? Sebebini hemen söylüyorum onun ne okuduğu hakkında yeterli bilgiye sahip değilsin. Ne ile ilgilendiği hakkında bilgin yok o ilgi duyduğu şeyi yapıyor ve sen kendini ihmal edilmiş hissediyorsun. Ama televizyon senin seviyende.”

        Malcolm X’in söylediklerine katılıyorum. Sadece kadınlar için değil erkekler için de geçerli bu söyledikleri. Öyle bir yarin olsun ki beraber oturup kitap okuyabilesiniz. Kitap hakkında olsun, önemli konular olsun birbirinizle fikir alışverişinde bulunabilesiniz. Seni bulunduğun konumdan aşağı değil yükseklere çıkartmalı.

 

136
0
0
Yorum Yaz