donduakgun
2 Takipçi | 8 Takip
19 10 2016

MAHUF DÜŞ

Bir sonbahar günüydü. İşten eve dönerken birden yağmur çiselemeye başlamıştı. Ilık ılık rüzgar esiyordu. Yağmur hızlanmadan eve gitmek için adımlarımı hızlandırdım. Sonra birden toprağın kokusu geldi burnuma. İçime çektim iyice, özlemiştim toprağın kokusunu. Evime geldim, giysilerim nemlenmişti, üşüdüğünde hissettim. Kendime bir kahve yaptım hemen, içimi ısıtır diye. Raftaki kitaplara baktım. Senin bana hediye ettiğin kitap ilişti gözüme. Hemen aldım elime, koltuğa hafif uzanmış şekilde oturdum. Kahveyi yudumlarken okumaya başladım. Yaklaşık on sayfa kadar okumuşumdur. Elimde kitapla derin bir uykuya dalmışım. Düşümde gördüm seni.Bana bakıyordun. Aslında bakmıyordun. Çünkü görmüyordun beni. Sana sesleniyordum, duymuyordun. Gözyaşların süzülüyordu yanaklarından. Silmeye çalışıyordum. Ama nafile. Dokunamıyordum sana. Ağlamak yakışmıyordu sana. Kime yakışıyor ki zaten. Oysa ne de güzel gülüyordun. Güldü mü çiçekler açardı adeta yüzünde,gül yüzlüm. İçimde fırtınalar kopuyordu, gözündeki yaşları gördükçe. Bir iskemleye oturmuştun. Sadece bir noktaya bakıyordun. Hayatla bağlantın kopmuştu adeta. Tanımadığım birileri gelip seni teselli etmeye çalışıyorlar. Ama sen onları görmüyordun bile. Sonra birden feryat sesleri duymaya başladım. Kafamı çevirdim, baktım bir de ne göreyim bir kalabalık. Birden sala sesleri duymaya başladım. Olan biteni anlamaya çalışıyordum. Belli ki biri ölmüştü. Kimdi ölen. Kimin içindi bu feryatlar, gözyaşları. Niye hiç kimse beni görmüyordu. Niye kimseye sesimi duyuramıyordum. Sala bitmişti. Birden irkildim, hocanın öldüğünü bildirdiği kişi bendim. Nasıl olurdu, nas... Devamı

18 05 2016

SOL YANIM

Elin elime değmeden sev beni, Gözlerime anlat yüreğinden geçenleri, Gelincik çiçeği gibi sev beni, Kırılacakmışım, yapraklarım her an uçuverecek gibi, Yüreğinde yaşat beni. Yüzündeki tebessümün sebebi ben olayım, Ömrünün son demlerine kadar orada kalayım, Seni karanlıklardan aydınlığa çıkartan ben olayım, Kışın ardından baharın olayım. Sol yanım, Güvenle yaslayabileceğim çınar ağacım.   Sonbaharım ol, O efsunlu sesinle bana şiirler okuyan sen ol. Akıp giderken zaman, sen hep benimle kal. Gülün ben isem eğer suyumda sen ol. Hayata tutunacak dalım ol. Yaşama sebebim, huzurum ol. Devamı

12 02 2016

Kuruyan Düşler

           Herkes bir olaya kendi penceresinden bakar. Belki yaşadıklarından, isteklerinden dolayı farklı açıdan bakar olaya. Benim gördüklerimi sen göremezsin, senin gördüklerini ise ben göremem.           Küçücük bir kıvılcım olur, sen umutla bakarken, sen alevlenmesi için mücadele verirken, başkaları ise onu söndürmeye yok etmeye çalışırlar. Senin hayır dediklerine başkaları şer der, senin şer dediklerine başkaları hayır der.           Birilerini memnun etmek adına kendi hayatından vazgeçiyorsun. Senin hayatın diye bir şey olmuyor, hep birilerine bağımlı oluyorsun. Hep çoklu düşünüyor, kendin için bir şey düşleyemiyorsun.           Beyaz beyaz düşünmeyenler kara kara düşünmek zorunda kalırlar dememiş miydi Seyfettin Bulut. Hayat… keşke düşünmekten ibaret olabilseydi, düşündüklerimizi yapabilseydik. Ama hep engellere takılıp düşüyoruz. Bir engeli aşıyoruz derken bir başka engele takılıp düşüyoruz.          Biz başkaları için yaşıyor onlar için düşünüyorsak ne diye kendimize ait hayat düşlüyoruz. Birileri istiyor diye kendi hayatımızdan vazgeçip başkalarının hayatını yaşamak zorunda kalıyoruz. Kimse kimsenin mutluluğunu, acısını paylaşmıyor, kendi içinde yaşıyorsun, sen yaşıyorsun bunları. Onlarsa sadece seyretmekle kalıyorlar. Sen kendi düşlediğin hayatı yaşayamıyorsan ne diye ömür tüketiyorsun ki.          Bu dünyaya yalnız geldik yalnız döneceğiz. Kimse kimsenin ölümüne ortak olmuyor. Kimse ortaklaşa h... Devamı

08 10 2015

İKRA

İKRA |  görsel 1

         Rabbimizin ilk emri OKU!(ikra) olmuştur. ‘Yaratan Rabbinin adıyla oku’ (Alak-1). Birçok kaynakda Peygamber Efendimizin okuma bilmiyorum dediği yer alır. Ömer Tuğrul İnançer Hocamızdan bu konuyu dinledim ve hak verdim. Peygamber Efendimiz okuma bilmiyorum demedi, okuyamıyorum demişti. Peki, okuyamadığı neydi? Kitap mı? Hayır. KÂİNATI okuyamıyorum demişti.         Oku! Bir kitabı, bir ağacı, bir insanı… W. E. Channing’in de dediği gibi: ”Okumasını bilirsen, her insanın bir kitap olduğunu göreceksin.” Her insan değerlidir, okumasını bilene. Sokağa çık seyret, okumaya çalış insanları. Göreceksin her insanda ayrı bir telaş, ayrı bir hüzün ve mutluluk ya da kaygı. Bazılarının yüzünde yılların birikimi yazarken, bazılarında da geleceğe doğru yürümenin heyecanı, telaşı, ürkekliği yazıyor. Kimileri hayata dört elle sarılırken, kimileri bitkin, acıların altında ezilmiş durumda. “Okunacak en büyük kitap insandır” (Hacı Bektaşi Veli). Okumasını bilirsen insanları, daha az hata yapar, daha temkinli yürürsün hayat yolculuğunda. Sait Çamlıca’nın çok beğendiğim bir sözü var: “Oku’ emrini, ‘Diploma al’ diye anlamış olmanın bedelini, çok ağır ödüyoruz.”       İstediklerim olmadığında boşlukta hissediyordum kendimi, bunalımları seçtim her defasında. Oysa anladım ki hayat boşa zaman ayırmayı kaldıramayacak kadar kısa. Sıkıntın olduğunda adına sen musibet koyarsın o hayır çıkar, bilemezsin. Okuyabiliyorsan şayet, sıkıntılarının sonucunu işte o zaman anlarsın hayır olduğunu.‘Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır.Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Öyleyse, bi... Devamı

23 09 2015

AŞKIN TECELLİSİ

Kırık dökük bir haldeyim. Toplasam birleşir miyim, Çözemedim. Hangi yol beni sana götürür, Hangi menzilde beklemeliyim, Bilemedim. Sana çıkacak bütün kapıları çaldım, Bulamadım. Yüreğimi avuçlarımın içine aldım, Kan revan içinde sana koşuyorum, Tutunamadım. Meğer kör olan gözlerim değil kalbimmiş, Hissedemedim. Aşkın tecellisi aynada gizliymiş, Göremedim. Gecenin karanlığında gizli her şey Kendinden sakladıklarını başını yastığa koyduğunda Bir bir görüyorsun. Susturmaya çalıştıkların sana aldırmadan dile geliyor, Duyamadım. Karanlık gecede aydınlık gelecek düşledim. Sancılı, buhranlı günlerin sonu elbet günlük güneşlikmiş, Anlayamadım. Meğer elimi uzatsam elimden tutacak kadar yakınmışsın. Düşündüğümde buradayım diyecek kadar içimdeymişsin. İhtiyacım olduğunda imdadıma koşacak kadar yanı başımdaymışsın. Aşkın merkezi süveydadaymış. Aşk kendinden geçiş, kalbinle tanışmasıymış. Cemal’inde tanıdım seni. ŞİMDİ ANLIYORUM.... Devamı

20 08 2015

ÖLÜMÜN KIYISINDA

ÖLÜMÜN KIYISINDA |  görsel 1

         Sen hayata dört elle sarılırken  Azrail senin yakandan yakalayıverir bir anda. Bir saniyeliktir ölüm, ne olduğunu anlayamazsın bile. Kurtulmaya çalışırsın pençesinden, ama nafile. Sorsa ki sana Azrail ne zaman geleyim seni almaya diye, bir sürü gerekçeler sunarak hiç gelmesin istersin. Hiç ölmeyecekmiş gibi dört elle sarılırsın. Epistetos der ki; “Ölüm daima gözünün önünde olsun, o zaman asla adi endişelere düşmezsin ve hiçbir şeyi fazla hırsla arzu etmezsin.”         Gününü, saatini, dakikalarını sana kulluk etmen için verilen bu zamanı kimin için harcıyorsun… Nefsine mi kul oluyorsun, Allah’a mı? Yoksa başka Rabler mi edindin? Sor kendine, sor ki her an ölüme hazırlıklı ol.          Ölmeden önce ölümü hisset. Münker, Nekir seni sorgulamadan, her anında yaptıklarını sorgula. Bugün Rabbinin hoşnut olacağı ne gibi amel işledim diye.         Düşün ki, ülke dışına çıkıyorsun. Sevdiğine gidiyorsun. Ona kavuşmak için günleri sayıyor, sabırsızlanıyorsun. Ama öbür taraftan da buradaki sevdiklerinden, evinden, yurdundan ayrılacağın için de üzülüyorsun. Yine de gidiyor, sevgiline kavuşuyorsun. Ölümde böyledir işte sevdiklerinden, evinden, yurdundan ayrılıyorsun. Ama en sevgilin olan Rabbine kavuşuyorsun. Ve biliyorsun bir gün sevdiklerinin de yanına geleceklerini…        Bir gece rüyayla gerçek arası bir şey yaşadım. Yavaş yavaş ruhum bedenimden ayrılıp ruhum yükselmeye başladı. Korkmaya başladım. Dua edip Allah’a sığınmaya başladım ve o sırada yavaş yava... Devamı

22 07 2015

ZONGULDAK KOKULUM

ZONGULDAK KOKULUM |  görsel 1

Zonguldak kokulum; Çığlıkların hangi dalgalara karıştı, Kim duydu, kim cevap verdi. Gözyaşlarını denize mi akıttın. Hangi keşkelerin arasında kayboldun. Hangi rüzgâr hayallerini toz dumana karıştırdı. Hangi kahramanın yerine koydun kendini. Hangi dağın ardında bıraktın anılarını. Hangi yolun peşinden gittin yolunu bilmeksizin. Hangi durakta bekledin beyaz sandığın geleceğini. Hangi yükün altında ezildin. Cevapsız sorular mıydı uykularını kaçıran. Hüzün yağmurum; Düşen her damla neleri sildi defterinden Hüzün gözyaşı döktün satır aralarına. Kim bilir hangi kitabın hangi satırı yüreğine dokundu. Bahar kokulum; Gündöndü çiçeği gibi hep yüzünü güneşe çevir. Çevir ki, olgunlaşasın. Ardında bırak karanlığı, Güneşten al rengini, sıcaklığını... Erteleme, hayatın yedeği yok ki, Sen ‘sen’ olarak doğdun ‘sen’ olarak öleceksin. Bu iki ‘sen’lerin arasında ne yaşadın. Kocaman sandığın hayatını iki parantez arasına, Neleri sığdırabildin. Erteleme yarın çok geç olabilir. Bir bakmışsın hayallerin ellerinin arasından uçup gitmiş. Kalemin mürekkebi bitmeden yaz satır satır umutlarını. Yaz ki, sende zuhur etmezse başkasının yüreğinde yeşersin… ... Devamı

08 05 2015

MÜNACAAT

Kimsesizim, çaresizim, Sen kimsesizlerin sahibisin, Sen çaresizlerin umudusun. Sana gönül bağladım, Sana ellerimi açtım, Senden istedim. Yakarışlarım sana, Gözyaşlarımı sana akıttım. Acizim; Bilirim, sen istemezsen yaprak kımıldamaz, Bilirim, sen razı gelmezsen kalpler yumuşamaz. Unutsam da Yüz çevirsem de BENİ BANA BIRAKMA Beni sensiz bırakma, Bilirim ki tek öksüzlük sensizliktir. Her geçen gün bir adım daha yaklaşırken sana Biz dünyaya tutunmaya çalışıyoruz Kaçınılmaz günü unutarak. Sensizliğe mahkûm etme beni. Kusurlarımı ört. Tek sığınabileceğim kapı senken Başka sığınaklar edindirme. Bize başka Rabler edindirme. Senden başka gidecek yerim yok. Beni hatalarında ısrar edenlerden eyleme. Duasız üşüyorum, En güzel duam, BENİ BANA BIRAKMA. Beni yaratmaya layık gördün, Ne olur mahşerde karşına çıkmaya yüzüm olsun. Her geçen gün günahlarım tezahür ederken, Sana bel bağladım. Asi kulun sana geldi, Senden af diliyor.... Devamı

11 03 2015

Kitaplar Yürekleri Okur

Kitaplar Yürekleri Okur |  görsel 1

         Şöyle uzaklara kimsenin bilmediği bir yere götürsem kendimi… Herkesten ve her şeyden uzak… Bazen inzivaya çekilmek en iyisi… Tıpkı Said Nursi’ninki gibi bir ağaç evim olsun. Uzun uzadıya düşünsem…           Şöyle düşünüyorum da herkes bir şekilde ayrılıyor yanımdan ve ben kendimle kalıyorum. Herkesi susturmayı başarıyorum bir kendimi susturamıyorum. Susturamadıklarımdan, duymaktan rahatsız olduklarımdan istediğim zaman  uzaklaşabiliyorum. Ama bir kendimden geçemiyorum. Bazen iyi ki ben ‘ben’ olarak doğmuşum diyorum, kendimi seviyorum. Bazense kendime küsüyorum, bu sen olamazsın diyorum, susturmaya çalıştıkça bir çığlık gibi haykırmaya devam ediyor bana… İnsan en çok kendini tanıyamaz, kimse beni anlamıyor dersin ya önce sen tanı kendini…           Sadece kendinle konuşup kendini  dinlemek… Ne çok şey var kendimize söyleyecek… Ne kadar zaman oldu iç sesimizi dinlemeyeli… Ne çok  söyleyecekleri vardı sana… Daha ne kadar susturacaksın… Sana senden daha yakın kim var ki Rabbinden başka. Başkalarını dinleyerek kafanı bulandıracağına kendini dinle… Kıskanç insanlar seni çekemeyenler senin duymaman gerekenleri, seni su-i zana sevk edecekleri şeyleri hep sana söylüyorlar. Böylelikle insanlara karşı güvensizlik peyda ediyor. İnsan gün boyu neler düşünmüyor ki . Karşındakinin düşüncelerini okuyabildiğini düşün kimse kimsenin yüzüne bakamazdı. Anlık yanlış düşüncelerimiz, ön yargılarımız v.s. O yüzden hep başkalarını dinleyeceğine biraz da kendini dinle.      &... Devamı

07 02 2015

İnsan Düşüncelerinden İbarettir

          Düşün; ama sevgilini değil, akşam ne yemeği yapacağım diye değil, hangi diziyi izleyeceğim, nereye gezmeye gitsem diye değil. Yaratılış gayeni düşün. Nereden gelip nereye gittiğini düşün. Zamana uyup boş geçirme ömrünü. Bir gayen olsun. Önce kendine sonra insanlara faydalı olabilecek düşünceler olsun zihninde. “Amaç ve umut yok oldu mu, bunalım bir canavar haline getirir insanı.” der Dostoyevski.        Öldüğüm anı hayal ediyorum, hep pişmanlıklar olacak. Dünya hayatının ne kadar boş olduğunu, elimde kayda değer bir şeyin olmadığını göreceğim. Dünya kısacık bir yolculuk ebedi uzun yolculuğa ne kadar hazırlık yapıyoruz. Yapmak isteyip de ömrünün yetmemesi, tıpkı bütün soruları bilip de süresi yetmeyen öğrencinin başarısız olması gibi. Ama Allah kanaat notu olarak niyeti de hesaba katıyor.       İnandığın yoldan gidip de amacını gerçekleştiremiyorsan kaybedenlerden olmazsın, vazgeçendir kaybeden. Chris Gardner’in hayatı çok etkilemiştir beni. Hayatı ‘Umudunu kaybetme’ ismi ile film yapılmıştır. İşsiz kalmıştır, karısı zorluklara dayanamayıp oğlunu ve eşini terk eder. Oğluna bakmakla yükümlü olan Chris evsiz de kalır. Bir kursa katılır ama binlerce kursiyerin içinde bir kişi işe alınacaktır. Pes etmeyip çalışır ve işe alınır. Şimdi çok zengin biridir. Chris Gardner oğluna şöyle nasihatte bulunur. “Birinin sana bir şeyi yapamazsın demesine izin verme. Bir hayalin varsa onu koruman gerek. İnsanlar bir şeyi yapamaz ve seninde yapamayacağını söylerler. Bir şey yapmak istiyorsan onu gidip zorla yap.”        Ulaşılmayan her zaman cazip gelir. Aslında ulaşılmaz diye bir şey yoktur, zirveye bir kiş... Devamı

19 01 2015

Her Yeni Bir Gün Yeni Bir Başlangıçtır

Her Yeni Bir Gün Yeni Bir Başlangıçtır |  görsel 1

       Bazı olaylara karşı zaman zaman isyana yeltenmekteyiz. İsyan ederek canımızı sıkan bu durumdan hafifleriz diye düşünüyoruz belki de… Duygularımızı bastırıp karşı atağa geçiyoruz tepki vererek. Ama hepsi boş. Tek yaptığımız ise huzursuzluğumuzun üzerine bir diğerini eklemek. Bizler nankör kullarız verileni görmeyip verilmeyeni görmekte hep gözlerimiz. Bardağın boş kısmını değil de dolu kısmını görebilse gözlerimiz.        Bazen o kadar bitkin hissedersin ki kendini, mücadele etmeye bile gücün kalmaz. Boş vermişsindir her şeye. Oluruna bırakırsın… Ama hiçbir zaman oluruna kalmaz… Sende kalır büyür de büyür ta ki son damlaya kadar. Bazı şeylere karşı inadına yaşa, düştüğünde kalkmasını bil, inadına kalk ayağa. Yarını bekleme, yarın çok geç olabilir; bugünü yaşa dolu dolu…          Yeni bir başlangıç yap hayatında… Herkes ister hayatında yeni bir sayfa açmak. An gelir artık senin için bir sayfa olmadığını düşünürsün. Kalmadığında tek yaptığın eski sayfalara geri dönmek. Eğer senin için hayırlı olsaydı o sayfanın üzerine yenisini açmazdın zaten ya da o sayfa da yerin yoktur artık. Gör artık. Tek yapman gereken ya o sayfaları yırtıp at ya da izi kalmayacak şekilde sil… eğer her gecenin ardından güneş tekrar doğuyor, sıcaklığını esirgemiyorsa; her kışın ardından bahar geliyorsa elbet yeni bir sayfa da vardır senin için…          Geride bırak her şeyi. Geçmiş temkinli yürümeni sağlar ama geleceğine ise yön verir. Her yeni bir gün yeni bir başlangıçtır…Yeni tertemiz sabaha uyan, aç perdeleri güneş sıcaklığıyla... Devamı